Üniversitemizde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği

9.3.2018

Üniversitemiz Kültürel Hazine Topluluğu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle panel düzenlendi.

Üniversitemiz Merkez Külliyesi M. Vehbi Koç Konferans Salonunda gerçekleştirilen panele Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyit TEMİR, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat AYDIN, Üniversitemiz akademik ve idari çalışanları ile öğrenciler katıldı.

Panelde, Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bilimleri Bölümünden doktor öğretim üyesi Sunay AKKAYA tarafından "Kent Kültüründe Kadın", Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden araştırma görevlisi Gülçin AYITGU tarafından "Kadınlar Gününün Önemi" ve Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden araştırma görevlisi Tuğba GÜCENMEZ tarafından "Türkiye'de Kadının Çalışma Tarihi" konulu konuşmalar yapıldı.

Panel moderatörlüğünü de üstlenen Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden araştırma görevlisi Gülçin AYITGU’nun konuşmasıyla başlayan panelde 8 Mart’ın anlam ve öneminden bahsedildi. Arş. Gör. AYITGU, 8 Mart’ın tarihçesinden bahsederek "8 Mart kadınların bu günlere nasıl geldiğini barındıran bir gündür. Önce sosyo ekonomik alanda başlayan mücadelemiz hak ihlalleri, cinayetler ve şiddete rağmen devam etmiştir." dedi.

"Cinsiyet eşitliği değil, cinsiyet kültürü"

Üniversitemiz Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bilimleri Bölümünden doktor öğretim üyesi Sunay AKKAYA, "Kent Kültüründe Kadın" başlıklı konuşmasında tüketim çağında yaşamaya devam eden kadınlara "toplumsal cinsiyet eşitliği" bakış açısı yerine "toplumsal cinsiyet kültürü" ile bakmak gerektiğine vurgu yaptı. Dr. AKKAYA, Batı’dan ödünç aldığımız politikalarla ve söylemlerle kadınlar açısından günü kurtarmaya yönelik projeler hazırlandığını belirterek kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirtti.

Kadın ile erkeğin fiziki anlamda aynı kefeye konduğu taktirde olumsuz sonuçların ortaya çıkabileceğini belirten Dr. AKKAYA; "Kadınları toplumsal cinsiyet kültürüne göre kabul etmek lazım. Burada erkek ve kadının kulvarları ayrı, ancak yol aynıdır. Kadın erkeğine yoldaştır, arkadaştır. Biyolojik olarak farklı iki insanı yani erkek ve kadını aynı kefeye koyarsak olmaz. Bugüne kadar kadınlar için şiddete yönelik, eğitim anlamında ve ekonomik hayatta çeşitli politikalar üretilmeye çalışılmışsa da bunun daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum." dedi.

"Kadın hep vardı ve hep var olacaktır"

Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden araştırma görevlisi Tuğba GÜCENMEZ ise "Türkiye'de Kadının Çalışma Tarihi" başlıklı konuşmasında kadınların Osmanlı döneminden bu yana üretimin içerisinde faal olarak yer aldığını belirtti. Arş. Gör. GÜCENMEZ; "Kadın, Osmanlıdan bu yana üretken ve çalışandır. İlk defa 1913 yılındaki sanayi sayımında varlığı hissedilen kadınlar için özellikle 2. Meşrutiyet dönemi dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde kadınlar aktif bir şekilde sosyal ve ekonomik hayatın içerisinde yer almaya başlamışlardır. Cumhuriyet Dönemi 1927 yılındaki sanayi sayımında ülkemizde çalışan 124 bin insandan 30 bini kadındı. Şu an Türkiye’deki her bin bilim insanından 128’i kadındır. Kadın hep vardı ve hep var olacaktır." dedi.

Panelde söz alan Adıyamanlı kadın girişimci Remziye Yavuz GÜRLER de kendine ait bir başarı öyküsünü dinleyicilerle paylaştı. Eşinin işinden ayrılmasının ardından zor günler yaşadıklarını ve verdiği bir kararla 4 metrekarelik bir alanda kek, pasta, börek yaparak hayatını idame ettirmeye çalıştığını belirten GÜRLER; "Ben azmettim, çalıştım ve şuan kendi sektöründe Adıyaman’da lider konumundayım. Kadınlara tavsiyem pes etmesinler, kendilerini geliştirerek belirledikleri yolda yorulmadan ilerlesinler." dedi.

Büyük ilgi ile takip edilen panelin ardından Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyit TEMİR tarafından konuşmacılara Üniversitemiz Merkez Külliyesinde kendi adlarına dikilmiş fidanların sertifikaları takdim edildi.


Görünütülenme Sayısı: 863