Prof. Dr. GÖNÜLLÜ; “Yiğidin Düştüğü Yerden Kalkması Lazım”

11.5.2017

Üniversitemiz MİNYAMAN çarşısında Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından “Ahilik ve Mesleki Eğitim” etkinliği düzenlendi.

Etkinliğe Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Seyit TEMİR, Prof. Dr. Hasan SOLMAZ, Prof. Dr. Ali AYDIN, Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Hacı DAŞTAN, Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan GÜRBÜZ, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İdris TÜREL, Üniversitemiz Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet KAYGUSUZOĞLU, Teknik bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Tanju TEKER, Besni Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mücahit ÇELİK, TOFAŞ Bölge Sorumlusu Gani ŞENER, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa USLU, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ziya DURANAY, Adıyaman Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Abuzer ASLANTÜRK, iş adamları, esnaflar, Üniversitemiz akademik ve idari çalışanları ile öğrenciler katıldı. 

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinliğin açılış konuşmasını Üniversitemiz Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Tanju TEKER yaptı. Ardından Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ziya DURANAY, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa USLU ve Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ birer konuşma gerçekleştirdi. 

Protokol konuşmalarından sonra ise öğrenciler Mesude UÇAR “Elleri Nasırlı Çocuk”, Buse ERTÜRK “Esnaf ve Sanatkar” adlı şiirleri okudu. Şiirlerden sonra da Fırat YORGUN tarafından ney taksimi yapılarak öğrenciler tarafından hazırlanan “şed kuşanma” konulu tiyatro oyunu sergilendi. Daha sonra da İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Recep ÖZADEMİR ahilik duasını yaptı. Ardından da TOFAŞ tarafından Üniversitemize hediye edilen "Fiat EGEA” adlı arabanın devir teslim töreni yapıldı. 

Törenin ardından da katılımcılar Üniversitemiz MİNYAMAN çarşısında açılan dükkânlarda eski meslekleri görerek Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu tarafından Adıyaman Evi’nde açılan seramik sergisini gezdi. Sergiden sonra ise pilav tevziatı yapıldı. 

Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Tanju TEKER yaptığı açılış konuşmasında Ahilik teşkilatı hakkında bilgi vererek mesleki ve teknik eğitimin, kalifiye elaman yetiştirmenin önemine değindi. Geleceğimizin teminatı olan gençlerin ilgi istidat ve kabiliyetlerine göre yetiştirilerek bilgi, beceri, davranışlar ile birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlanmasında ve ülkemizin kalkınmasında en önemli unsur olduğuna vurgu yaptı.

Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Ziya DURANAY yaptığı konuşmada ahiliği anlatarak Osmanlı Devleti’nin Dünya’nın en büyük gücü olmasında ahiliğin büyük etkisi olduğunu söyledi. Ahilik Teşkilatı’nın mirasçısı olmaktan gurur duyduğunu ifade eden DURANAY, ülkemizde bulunan 23 milyon genç çalışana ahiliğin “Eline, beline, diline sahip ol” dediğini belirtti. Toplumların ahlaksızlıktan büyük zararlar gördüğünü dile getiren DURANAY, konuşmasında tarihteki gezginlerin ahilik hakkında söylediği sözlere yer verdi.  

Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa USLU ise yaptığı konuşmasında “Ahilik ve Mesleki Eğitim” etkinliğimizin sanayi için de büyük önem taşıdığını ifade ederek öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulundu. Ahiliğin sadece meslek öğreten bir kuruluş olmadığını belirten USLU ahiliğin bu ülkeyi yüceltmenin adı olduğunu söyledi. Öğrencilere icat çıkarın tavsiyesinde bulunan USLU iyi bir okul mezunu olmanın yetmediğini pratikte iyi bir meslek sahibi olunması gerektiğini vurguladı. 

Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Yiğidin düştüğü yerden kalkması diye bir şey vardır. Yiğit düştüğü yerden kalkar. Biz mazimizde 600 yıl dünyada en saygın durumda bir devlet kurmuş, kıtalarda yönetim icra etmiş birçok milletleri huzur içerisinde bulundurmuş bir milletin varisleriyiz. Tabi ondan önce de 200 yıl süren bir Selçuklu dönemi mevcut. 

Osmanlı Devleti ve Selçuklulara baktığımız zaman bunların uzun ömürlü olmalarının  altında yatan nedenin ilim ve faziletin olduğunu görüyoruz. Toplumu birbirine bağlayan bu gibi güzel bağların olduğunu görüyoruz. İslam ile müşerref olan bir topluluk olduktan sonra Peygamber Efendimizin öğretilerini alıp onu maddi ve manevi ilimlerle mezcedip, bir araya getirip ve güzel bir medeniyet, Dünya’ya halen örnek olan bir medeniyeti servis eden bir devlet ve devletler kurulmuş. Bunda devlet teşkilatının gelişmişliği mutlaka önemlidir. Ancak bununla beraber çoğunluğu oluşturan ahalinin, yönetilen insanların birbiri ile olan uyumu bence çok daha önemlidir. Buna baktığımız zaman insanların ahlak fazilet ve meziyet bakımından kendisini geliştirmesi için Abbasiler döneminde organize edilmiş olan Fütüvvet Teşkilatı’nın Selçuklular Döneminde birçok bilim insanı tarafından –ki bunlardan birisi Ahi Evran-ı Veli hazretleridir- bunların bu ilmi almasıyla ve bunu Anadolu’da organize etmeye çalışmalarıyla Anadolu’da hem İslam Medeniyeti en iyi şekilde yayılmış ve hem de uyumlu huzurlu bir topluluk oluşturulmuştur. Ahi Evran-ı Veli hazretlerii Anadolu’da bu eğitimlere başlamazdan önce, kendisi o devrin ilimde en iyileri olan yerlerden eğitimini almış.  

Bu ahilik organizasyonunda 32 adet meslek kuruluşunu, meslek grubunu oluşturuyor. Ve bunların hepsini bir disipline oturtuyor. 32 adet meslek grubunun en üstünde bir pir var. Bu teşkilatın aşağıya doğru kademeleri var. Çıraklıktan itibaren, yiğit denilen insanlardan başlayarak yukarıya doğru kendinde mesleki gelişmeyi gösteren kendini ispat eden ve ahlaken kendini ispat eden insanların yavaş yavaş yükseldiğini görüyoruz. Ve en son noktada pirliktir. 

Şimdi eğitimin önemini burada görüyoruz. Halk, esnaf ve diğer insanlar gündüz normal maişetini yaptıktan sonra akşam bir araya gelip dini eğitimini yapıyor veya sosyal yaraları sarmak için bir araya geliyor. Dolayısıyla Selçuklunun, Osmanlıların zamanında çok büyük hizmet yaptığını çok büyük istifadeler sağlandığını görüyoruz.

Şunu ifade etmek isterim. Bunun temelinde olan şey ilimdir. İlim maddi ve manevi olarak iki şekilde görüyoruz. Toplumların temel direği ilimdir. Eğer bir toplulukta ilme önemli ölçüde değer veriliyorsa maddi ve manevi değer veriliyorsa o topluluk yücelir. Eğer bir topluluk yücelemiyor ise arayış içerisinde ise o toplumun kendinde araması gereken ilimdir. İlme değer veren toplumlar yücelir. Bunları benimsemiş topluluklar her zaman ileri gider.  

Üniversite olarak ahilik konusunu önemsiyoruz. Ahilik dersini bütün programlarımıza koyduk. Kendi geçmişimizi bilmemiz lazım. En başında söylediğim gibi yiğidin düştüğü yerden kalkması lazım. Bunun içinde ilme, bilime, bilgiye, manevi ve maddi ilimlere hepsine değer vermemiz lazım. Hiç biri ayrı konulamaz. İlim insanları bir toplumun direkleridir. Eğer o direkleri kırarsanız huzurunuz da olmaz.

 Ahiliğin temelinde ilim vardır, fazilet vardır, erdem vardır, çalışmak vardır, gayret vardır, sevgi vardır, saygı vardır, muhabbet vardır. Toplumun en güzel şekilde kaynaşması için gereken her şey vardır. Bu bakımdan ahiliği en iyi şekilde gençlerimize anlatmamız lazım.”


Görünütülenme Sayısı: 954