Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Vefatının 79. Yılında Üniversitemizde Anıldı

13.11.2017

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, ebediyete intikalinin 79. yıl dönümünde Üniversitemizde düzenlenen programla anıldı.

Atatürk'ü Anma Programı, Üniversitemiz Atatürk Anıtına saat dokuzu beş geçe çelenk konulmasıyla başladı. Üniversitemiz Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Seyit TEMİR, Prof. Hasan SOLMAZ ve Prof. Dr. Ali AYDIN ile Genel Sekreter Doç. Dr. Mehmet KAYGUSUZOĞLU ve Üniversitemizin akademik ve idari çalışanları ile öğrencilerimizin katıldığı program saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunmasının ardından Üniversitemiz Rektörlük Konferans Salonunda devam etti.

Rektörlük Konferans Salonundaki programa Adıyaman Valisi Nurullah Naci KALKANCI, Garnizon Komutanı Albay Davut KULALAR, Belediye Başkanı Fehmi Hüsrev KUTLU, Cumhuriyet Başsavcısı Fatih KARABACAK, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet YENER, İdare Mahkemesi Başkanı Alper ERGÜDER, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ, il protokolünün diğer üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, Üniversitemizin akademik ve idari çalışanları, subay ve astsubaylar, sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri, kanaat önderleri ile öğrenciler katıldı.

Doç. Dr. Nevzat ARTUÇ: “Atatürk’ün Askeri Zekası Örnek Niteliğindedir”

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda Üniversitemiz Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nevzat ARTUÇ günün anlam ve önemi hakkında yaptığı konuşmasında Mustafa Kemal Paşanın Askeri Dehasından bahsetti.

Doç. Dr. ARTUÇ; "Mustafa Kemal, 11 Ocak 1905’te Kurmay Yüzbaşı olarak Harp Okulundan mezun olmuştur. Kurmaylık stajı için 5 Şubat 1905’te Şam’daki V. Ordu’da görevlendirilmiştir. 13 Ekim 1907’de Selanik’te bulunan III. Ordu emrine verilmiştir. Bu görevi sırasında 322 kayıt numarası ile Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne üye olmuştur. 13 Nisan 1909’da İstanbul’da Meşrutiyet rejimine karşı çıkartılan 31 Mart Olayı’nın bastırılması için III. Ordu bünyesinde bir ordu oluşturulmasının ve adının da Hareket Ordusu olmasını öneren odur. Aslında bu durum onun askeri dehasının ilk örneğidir. Zira büyük bir kargaşanın yaşandığı başkentte, olayları yatıştırmak için ortaya atılan aklıselim düşünce onun eseridir. Mustafa Kemal Hareket Ordusu’nun ilk kurmay başkanı olmuş, ancak daha sonra yerini Enver Bey’e bırakmak zorunda kalmıştır. Mustafa Kemal, bir asker olarak ordunun kesinlikle siyasetten uzak tutulması gerektiğini her fırsatta dile getirmiştir. Nitekim, 22 Eylül 1909’da gerçekleştirilen İttihat ve Terakki Cemiyeti kongresinde bu fikrini açıkça dile getirmiştir. Bu tavır onun dehasının bir başka göstergesidir." diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Metin KOPAR: "Türk Ekonomisinin Temellerini Mustafa Kemal Atatürk Atmıştır"

Daha sonra kürsüye gelerek Atatürk’ün Ekonomi Politikası ile ilgili konuşan Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Metin KOPAR ise sanayi inkılabının ardından ortaya çıkan kapitalist sistem ile birlikte ekonominin öneminin daha da arttığını belirterek; "Ağır bir yükü omuzlarına alan Mustafa Kemal ve arkadaşları kazanılan zaferin büyüklüğüne inanmış olmakla beraber asıl olan hususun kazanılan askeri zaferin 'İktisadi zaferle taçlandırılması' noktasında hemfikirdi. Nitekim kılıç kullanan kolun yorulduğu, sapan kullanan kolun ise yorulmak bir tarafa her gün daha güçlü olacağı biliciyle hareket etti. Son derece rasyonel bir ekonomi anlayışına sahip olan Atatürk, yeni kurulacak olan genç Türkiye’nin en sağlıklı hâliyle mali temeller üzerinde yükselebileceğine inanıyordu. Ekonomide yaşanan bu olumsuzluklar üzerine Mustafa Kemal, liberal ekonomik modelin Türkiye’de uygulanmasının mümkün olmadığını gördü. Türkiye kendi ekonomik modelini oluşturmak zorundaydı. Ekonomide yeni düzenlemeler giderek, karma bir ekonomik model uyguladı. Oluşturulan bu modelin adı 'Devletçilik' oldu. Bu Atatürk’ün ekonomik zekasının ürünüydü." dedi.

Yrd. Doç. Dr. Salhadin GÖK: "Eğitim Mustafa Kemal’in Olmazsa Olmazlarındandır"

Atatürk ve Eğitim konulu konuşmasını yapmak üzere sahneye çıkan Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Salhadin GÖK ise Atatürk’ün eğitime verdiği önemden bahsederek; "Osmanlı Devletinin son dönemlerinde pek çok alanda olduğu gibi eğitim konusunda da batıdan etkilenmiş, bunun sonucu olarak bir yandan dini eğitim ve öğretim yapan kurumları yaygınlaştırırken diğer yandan da bilimsel eğitim ve öğretime yönelmiş kurumları aynı anda oluşturarak eski sistem ile yeni sistemi birlikte yürütmeye çalışmıştır. Osmanlı Devletinin eğitim alanında eski ile yeni arasında bir sentez yapamaması bu eğitim kurumlarından birbirlerine karşı anlayışlara sahip insanların yetişmesine neden olacaktır. Bu farklılaşmayla toplumda birleşme ve bütünleşme bozulduğu gibi çatışmaların da temeli atılmıştır. Böylece Osmanlı Devletinin son dönemlerinde eğitim alanında sorunlar çözülmek yerine derinleşmiştir. Bu ortam içerisinde yetişen Mustafa Kemal, Türk devletinin ulaşması gereken aşamayı, 20. yüzyılın başlarında şaşmaz bir sezgiyle görerek, yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim ve teknoloji olduğunu tespit etmiştir."  şeklinde konuştu.

Üniversitemiz Devlet Konservatuvarından Oratoryo

Konuşmaların ardından Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı tarafından oratoryo gösterimi yapıldı. Şefliğini Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Ercan BAŞ'ın yaptığı ve piyanoyu Devlet Konservatuvarı Müdürü Yrd. Doç Dr. Barış TOPTAŞ'ın çaldığı oratoryoda Devlet Konservatuvarı öğrencileri eserleri seslendirdi.

Oratoryo sonunda ilimiz Valisi Nurullah Naci KALKANCI tarafından konuşmacılar Doç. Dr. Nevzat ARTUÇ, Yrd. Doç. Dr. Metin KOPAR, Yrd. Doç. Dr. Salhadin GÖK ve Üniversitemiz Devlet Konservatuvarından Doç. Dr. Barış TOPTAŞ ve Yrd. Doç. Dr. Ercan BAŞ’a Üniversitemiz tarafından kendileri adına dikilen fidanların sertifikalarını hediye etti.


Görünütülenme Sayısı: 780