Üniversitemizde 15 Temmuz'un Tüm Yönleriyle Topluma Etkileri Paneli Düzenlendi

15.7.2017

Üniversitemizde 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında "15 Temmuz'un Tüm Yönleriyle Topluma Etkileri" konulu panel düzenlendi.

Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ’nün açılış konuşmasını yaptığı panele Garnizon komutanı Albay Davut KULALAR, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali AYDIN, Fakülte Dekanları, Yüksekokul Müdürleri ile Üniversitemiz akademik ve idari çalışanları katıldı.

Rektörlük Konferans Salonunda gerçekleştirilen panel şehitlerimiz için Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlarken, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve Şehitlerimiz için yapılan dua ile devam etti. Ardından "15 Temmuz’da Türkiye ve Adıyaman” konulu Belgesel Film gösterimi ile "15 Temmuz'un Tüm Yönleriyle Topluma Etkileri" paneli gerçekleştirildi.

Kutsi yön veren hiçbir anlayışta yalana yer yoktur”

Panelin açılış konuşmasını yapan Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ, 15 Temmuz'da büyük bir badire atlattığımızın altını çizerek, tarihte bu darbelere benzeyen musibetlerin olduğunu belirterek, 2013 yılında Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) “haşhaşi örgüt” diyen ilk kişi olduğunu kaydetti.

Fetullahçı Terör Örgütü'nden (FETÖ) bahseden Prof. Dr. GÖNÜLLÜ, "Genelde kendini farklı gösteren ama ülkenin her yeri, noktası ve hücresine erişmeyi, tümüyle yok etmeyi hedeflemiş bir hareket. Tabii çok önceden başlamış, 1960'lı yıllara dayanan bir hareket. Biz bunun son dönemecinde karşılaştık, anladık. Aldatıldığımızı FARKETTİK, gördük. Anlayınca da gereğini yapmaya başladık. Peygamber Efendimizin hadisini söyledik; (bizi aldatan bizden değildir) dedik. Şunu belirtmek istiyorum, kendisini kutsal olarak gören, kutsallıkla bir yere gelmek isteyen hiçbir anlayış yalana ihtiyaç duymaz. Kutsi yön veren hiçbir anlayışta yalana yer yoktur.  Bu, 24 Şubat 2013 günü paylaştığımız cümlelerden birisidir. Buna benzer çok paylaşımımız oldu. 21 Temmuz 2013 günü 21:30’da (toplumumuzun o kadar çok bilgiye ihtiyacı var ki tarifi bile mümkün değil. Adımlar, vasıtalar yetersiz). Haşhaşiler denilen sapkın ve Selçuklu döneminde büyük sıkıntılara neden olan topluluğun kurucusu Hassan Sabbah o günün medreselerinde eğitim almış. Hassan Sabah etkileyici kişiliği ile kendisine ölesiye bağlı casusluğu temel alan bir örgüt kurar. Hassan Sabbah’ın örgütünün yapamayacağı bir şey kalmamış. Her yol mubah sayılmış. Önlerine çıkanları öldürürlermiş. Yani Haşhaşiler dünyalık çıkarlar için çatışan, menfaatleri doğrultusunda yaşam süren harami çıkar zincirinin bireyleridir. Bunlar liyakatı da önemsememişlerdir. Aldatan bir güruh olmaları nedeniyle bizden, milletimizden değildir." dedi.

 Prof. Dr. Gönüllü akademisyenler konusuna açıklık getirdi

15 Temmuz sonrası Adıyaman Üniversitesinden açığa alınan ve atılan akademisyenler konusuna açıklık getiren Prof. Dr. GÖNÜLLÜ şöyle konuştu:  Özetle 2012 yılı ortasından itibaren üniversitemize dahil olan terör örgütü özelliğinde akademik personel yoktur. Ülkede PDY yapılanmasına karşı ilk tedbirin alındığı üniversiteyiz."

Darbenin olduğu ilk an ve saatlerde ilk tepkiyi veren rektör ve üniversite olduklarının da altını çizen Prof. Dr. GÖNÜLLÜ “bunu gerek üniversitemiz internet sitesinden ve gerekse sosyal medya hesabımdan paylaştım. Bu insanlara hiçbir zaman prim vermedim. Bizim Allah’tan başka kimseye eyvallahımız olmadı!” dedi.

Panel geniş katılım ile gerçekleşti

Moderatörlüğünü Prof. Dr. İbrahim Halil TUĞLUK’un yaptığı panelde “Dini Açidan Darbe ve Darbecilere Bakış” konusunda Prof. Dr. Hamdi GÜNDOĞAR, “Darbelerin Ekonomimize Etkileri” Konusunda Yrd. Doç. Dr. Nazif ÇETİN ve “Türkiye’De Darbelerin Anatomisi” Konusunda Yrd. Doç. Dr. Murat SEZİK konuşma gerçekleştirdi.

FETÖ ve benzeri yapıların ülkemize, milletimize, İslâm’a, Müslümanlara ve İslâm algısına verdiği zararlarından bahseden Prof. Dr. GÜNDOĞAR “Darbelerin İslam’da yeri yoktur. 15 Temmuz gecesinde memleketimizin bütün ufuklarını karartmaya azmetmiş, gözü dönmüş bir ihanet çetesi karşısında, daha ilk andan itibaren, minarelerden sala seslerinin yükselmesiyle İstiklal mücadelesi günlerinde olduğu gibi, milletin kendi izzet ve haysiyetine sahip çıktığı görülmüştür.” dedi.

“Darbelerin Ekonomimize Etkileri” konusunda konuşan Yrd. Doç. Dr. Nazif ÇETİN ise “Türkiye'de darbeler ekonomiyi hep alt üst etmiştir. 1908, 1960, 1971 darbeleri buna örnektir. Ülkemizin siyasi tarihi, darbeler, muhtıralar veya daha genel bir ifadeyle, anayasal olmayan yollarla iktidara gelme veya iktidardan uzaklaşma girişimleriyle doludur. Bu durumda hükûmetlerin uygulayacağı ekonomi politikalarında bir belirsizlik ve en başta yatırım olmak üzere sermaye birikimi, ekonomik büyüme ve benzeri birçok ekonomik değişken üzerinde etki oluşturmuş ve oluşturmaya da devam etmektedir. 15 Temmuz’da olayın girişimde kalması ve devletin güçlü yapısı sayesinde ekonomimiz eski ivmesini kazanmıştır” dedi.

“Türkiye’de Darbelerin Anatomisi” konusunda açıklama yapan Yrd. Doç. Dr. Murat SEZİK’de  Türkiye’de darbelerin derin izler bıraktığının altını çizdi. 15 Temmuz darbesi ile ilgili  görüşlerini ifade eden Prof. Dr. SEZİK “Silahla yapılan ilk darbeye 1980 yılında şahit olduk. Dünyada genel olarak darbelerin gece insanlar uyurken yapıldığına şahit oluyorduk. Türkiye askeri darbelerle 1960 yılında ilk kez karşılaşmıştı, bunların bir kısmı başarılı olmuş bir kısmı da başarılı olamamıştı. 1971 ve 1997 yılında yapılan darbeler askerler tarafından hükûmetin ve hükümet üyelerinin değiştirilmesi ile kapanmıştı. 1960 ve 1980 yıllarında ise darbeciler yönetimi tamamen kendileri almıştı. Böylesini görmemiştik. Bizim tanklarımız, uçaklarımız, helikopterlerimiz, silahlarımız bizi sokağa çıkartmamak için, bizi 16 Temmuz cehennemine mahkum etmek için çıkmış üstümüze ateş kusuyor. Böyle bir kötülüğü Çanakkale’de de görmedik, oradaki düşmanımız bile asildi. Bu bakımdan ağır bir yara içindeyiz” dedi.

Panelin ardından katılımcılar Rektörlük Fuaye alanında sergilenen 15 Temmuz Demokrasi Zaferi konulu resim ve fotoğraf sergisini gezdiler.


Görünütülenme Sayısı: 713